hakan özoğuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakan özoğuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2018





Athena'nın Yerlere Göklere Sığamayan Albümü

Athena- Pis

8,5/10





    
        1987’dan beri ülkemizde “yerli malı” kaliteli müzik üreten Athena, müzik tarihimizin en büyük birkaç topluluğundan biri. Grup, Gökhan ve Hakan Özoğuz kardeşler tarafından şuradaki imajlarıyla bir trash metal grubu olarak kurulduktan sonra zamanla ska, punk, garage ve alternatif rock’a evrildi. Bu yolculukta da kalplerimizi fetheden birçok hit parçanın sahibi oldu. Hatta 12 Dev Adam’dan tutun For Real’ına kadar yerli müziğimize yeri doldurulamayacak izler bıraktı. Grubun en takdir edilesi yönü ise geçmişteki başarıları kadar, bunları günümüzde de istikrarlı bir şekilde sürdürmek oldu. Onları ana akıma taşıyan Holigan (1998) muazzamlığından beri formunu kaybetmeyen topluluk, yedinci stüdyo albümleri Pis (2010) ile de yeni bir jenerasyonu daha kendilerine bağladı.


            Özoğuz kardeşlerin babalarının vefatından sonra müziğe ufak bir ara verip bir süre Londra’ya taşınmaları sürecinin sonunda ise çok özel bir albüm ortaya çıkıyor. Daha önce Jamiroquai (camiryo) ve Pet Shop Boys gibi efsanelerle çalışmış müzik adamı Mike Nielsen’in “tertemiz” prodüktörlüğünde grup, gerçekten de çok özenli bir işe imza atıyor. Grubun ska kökenlerinin korunup garage rock’a evrildiği albüm, özellikle Hakan Özoğuz’un da gitar riff’lerinin olağanüstü zenginliğiyle dopdolu bir eser oluyor. Ayrıca Gökhan Özoğuz’un da kendine özgü şarkı sözleri ve vokali, her zamanki kalitesini koruyor: Türkiye’de onun gerçekten eşi benzeri yok. Bir bütün olarak zevkle dinlenilen bu albüm ile grup, belki de son klasiği olan 2002 yapımı Herşey Yolunda (Evet, “her şey” değil.) kaydının ardından en komple eserini yaratmış oluyor.


            Kalb-i ile açılan albüm, dinleyiciyi enerjik karakteri ve akıp giden melodik gitarlarıyla karşılıyor. Böylelikle, benzer karakterdeki bu albümün bütünü için de bizlere 2 buçuk dakikalık uzun bir intro oluyor. Serseri Mayın ise hem bu kaydın hem de grubun en başarılı işlerinden biri. Parçaya çok yakışan delirmeli videosu ile de hafızalara resmen kazınmayı başarıyor. “Bir sevgilim olsa, giderim balayına. Ah bi de bekarsam, giderim alayına.” gibi orijinalliğin âlâsı olan sözleriyle de nakarat dinleyeni tam anlamıyla uçuruyor. Özellikle nakarat öncesi verilen es de sizi adeta buna hazırlıyor. Ayrıca, gitarları olsun, geri vokalleri olsun çok özenle işlenmiş bir şarkı bu. Ülkemizde gerçekten de böyle düzenlemeleri olan bir sound’a sahip az iş var.


            Arsız Gönül, belki de son dönemki X jenerasyonunun çoğunluğunun da Athena’yı çok sevmesinin en önemli sebeplerinden biri. Akılda kalıcılığı ve temposu ile gerçekten her anlamda yeni nesle çok da uygun bir parça. Ayrıca bol ünlülü bir klibe de sahip daha ne olsun! “Ben mesela, uçarım mesela, yerlere göklere sığamıyorum.” sözleriyle insanı daha ilk saniyesinden yakalayan şarkı, özellikle verse’leri başta olmak üzere genel olarak da tam bir Gökhan Özoğuz vokali şovu. “Oooo fırtınalar esiyor” bölümü de gruptan çıkan bir başka tribün marşı adayı gibi.


            Aslında sözleri futbol takımlarına uyarlansa tribünlere çok yakışacak başka bir parça olan Delik Deşik, albümün en tatlı eserlerinden biri. Klasik bir Athena reggae / ska ritimli gitarlarıyla başlayan şarkı, “Biliyorlar, biliyorlar. Bu sefer bizim için geliyorlar!” sözleriyle adeta bir marş havasına bürünüyor. Devamında da enstrümanlar agresifleşince alternatif rock’a bağlayan şarkı, resmen tarz olarak Athena’nın kariyerinin ufak bir özeti gibi. Gülün Dikeni ise albümde dikkat çeken bir başka güzellik. Özellikle şarkının ortasındaki gitar solosu gerçekten de çok yakışmış. Ayrıca funk rock-vari enstrüman kullanımı ile parça, hafiften de Red Hot Chili Peppers hissiyatını andırmıyor değil.

            Albüme adını veren Pis parçası ise Athena’nın her anlamda en olgun işlerinden biri. Prodüksiyonun özeninin en çok hissedildiği şarkılardan biri olan eser, dikkatli dinlendiğinde altyapılarındaki en ufak detay bile fark edilebiliyor. Üstelik, şarkı içindeki tempo değişimleri de parçaya ekstra bir yoğunluk katıyor. Bunun dışında, genel olarak albüm ise sonlara doğru vitesi kalite anlamında biraz düşürse de genel anlamda grubun en özel işlerinden biri haline geliyor. Kesinlikle baştan sona zevkle dinlenilecek bir eser bu. Yerlere göklere sığamayan bir albüm!

Kaynak: 1, 2.

27 Ocak 2015

Athena- "Altüst"





Artık Çok Daha Olgun

Athena- "Altüst"


7,5/10



Ülkemizde son yıllardaki rock müzik grupları denildiğinde akla hemen gelen birkaç isim vardır: Athena, Duman, Kurban, Mor ve Ötesi gibi gruplar 2000’li yılların başında piyasada büyük çıkış yakalamışlar ve kendilerinden sonra gelen sanatçıları da fazlasıyla etkilemişlerdir. Bu nedenle ülkemizden yeni çıkan müzisyenler de daha ağırlıklı “alternatif rock” tadında işler yapmışlardır. Gerçi son zamanlarda her yerde gereksiz bir şekilde karşımıza çıkan arabesk soslu pop-rock grupları piyasayı işgal etmiş olsa da sınırlı sayıda birkaç sanatçı, hala kendi müziğini yapabiliyor. Athena da başarılı bir şekilde bu azınlıktaki yerini koruyan gruplardan. Aynı zamanda grup, hem çizgisini koruyor hem de gitgide kendi müziğini geliştiriyor. Yaptıkları her albümde yeni hitler çıkarmaya devam ediyor; çoğu grubun da aksine eski parçalarına takılıp kalmıyor.



Sekizinci stüdyo albümleri “Altüst” ile sahalara geri dönen Athena, bu kayıt ile birlikte tarzlarının sınırlarını da genişletiyor. Albümde birçok farklı tarzda parçaya yer veren grup, özellikle değişen kadrosuyla da müziğine farklı tatlar katıyor. Öncelikle, klavyenin fazlasıyla kullanılması, albümü ilk dinleyişte hemen hissedilebilen değişikliklerden biri. Bunun yanında, buram buram “trash metal” kokan ilk albümleri “One Last Breath”ten sonraki albümleriyle Jamaika’dan “ska” müziğini ülkemize “getirmiş” Athena’nın, “Yamyam Zurna” ile bu sefer bir başka Jamaika değeri “reggae” sularında da yüzmesi yine başka bir değişiklik. En dikkat çekici değişim ise grubun müziğinin pozitif enerjisinin bu albümde çok fazla görülemiyor olması: Daha olgun, daha “indie”, daha” psychedelic”, hatta daha karamsar bir Athena var bu defa karşımızda. Grubun Milliyet yazarı Mehmet Tez’e verdiği röportajdan da bunu anlayabilmek mümkün: Gökhan Özoğuz, “Bu albümdeki şarkıların hiçbirinde güneş açmaz. En neşeli şarkıda bile buruk bir ton vardır.” diyerek albümü yapma sürecinde grubun özellikle “Gezi Parkı” olaylarından fazlasıyla etkilendiğini ifade ediyor.



Albümün öne çıkan parçalarında ise öncelikle “Ses Etme” dikkat çekiyor: Gitarların ve vokalin olgunluğu ile grubun müziğini gerçekten çok derinleştirmiş. Oldukça sade ritimleriyle ve enstrümanların da yerinde kullanımıyla parça gerçekten keyifle dinleniyor. Bunun dışında, albümün ilk parçası “Davet” de özellikle gitarlarıyla ve Athena’nın o bilindik enerjisiyle hemen akıllara kazınan bir şarkı olmuş. Bu arada albümdeki bütün şarkılarda gitarlar çok başarılı. Önceki albümlerde de her zaman olduğu gibi gitar grubu havasındaydı Athena ama “Altüst” ile birlikte özellikle şarkı yazma konusunda ve yaratıcılık anlamında gitarlar başta olmak üzere enstrümanlar cidden çok olgun bir yapıya sahip. Yunus Emre’nin sözlerinin 1974 tarihli oldukça psychedelic Mazhar-Fuat (Özkan Uğur daha gruba katılmamıştı) yorumuyla akıllarda kalmış “Adımız Miskindir Bizim”in Mazhar Alanson destekli cover’ı ise albümün bir başka dikkat çeken parçası. Gökhan’ın vokalleri bu parçada albümün genelinde olduğundan daha başarılı geliyor; çünkü vokaller, albümün çoğu parçasında sanki fazla kirli ve dağınık bir şekilde gibi. Bu parçaların yanında albümün ilk klip parçası “Kafama Göre” ise  koro vokalleri ve temposuyla yine “her zamanki Athena”dan çıkmış gibi. Hatta sözleri ile de Coca-Cola reklamında kullanılan Sinatra’nın ”My Way”inin aranjmanı “Ben Böyleyim” ile oldukça benziyorlar. Bunların yanı sıra, albümün kapanış parçası “psychedelic” klavyeleriyle 10 dakikalık “Bela” ile Hakan Özoğuz’un “Gezi Parkı” olayları ertesinde kaleme aldığı, özellikle nakarat bölümüyle akılda kalan “Üç Lira Bir Anahtar” dikkat çekiyorlar.


Aslında “Altüst”ün, “Serseri Mayın” ve “Arsız Gönül” gibi hitler içeren 2010 çıkışlı “Pis” albümüyle de kıyasla aralarında çok bir fark yok: Sadece o albümde herkesin alışık olduğu eğlendiren Athena hitleri daha fazlaydı. Bunun da yanında albüm baştan sona gerçekten çok başarılı bir kayıttı. Şimdiki albüm ise, Kurt Cobain’in anısına ithaf edilen 2006 yapımlı EP’leri “İt” ile oldukça benzer bir yapıda. O albümdeki “Kayıp”, “Yalan” ve “5 Karış” gibi parçaların tadı bu albümde de hissedilebiliyor ya da buradaki parçalar “Her Şey Yolunda”daki “An” derinliğinde gibi etki ediyor. Sert şarkılardaki “garage rock” kirliliği ve yavaş şarkılardaki gitarlarla birlikte “İt”in, şimdiki albüme en yakın Athena işi olduğu bu nedenlerle söylenebilir. Ancak “Pis” ile veya ilk dönemlerdeki albümlerle birlikte değerlendirildiğinde “Altüst” biraz daha farklı bir konumda. Bu nedenle alışık olunan çizgiden de uzak olması, albümün değerini ister istemez etkiliyor. Itunes’da albümün “indie rock” adı altında yayımlanması bile grubun imajının dahi değiştiğini bize gösteriyor.


Yine de belirtmek gerekir ki albümün en büyük özelliği, dinledikçe kendini sevdiren parçalara sahip olması. Bunun yanında grubun kendini tekrarlamaması, eskiden yaptığı işlerle çok benzer parçalar çıkarmak istememesi bile oldukça saygı duyulası bir yaklaşım. Bu nedenlerle, günümüzde bu ülkede çıkan işlere bakıldığında “Altüst”, cidden aralarında önemli bir konuma sahip; çünkü piyasa cidden çok ilginç bir durumda. Alternatif projelerin hepsi birer birer dağılıyor: Örneğin “Hayat” isimli harika bir albüm yapıp sonra sessizliğe bürünen “Sakin” grubu ve bu yıl Ayşe Hatun Önal’ın klibinde yeni imajıyla, tarzıyla oldukça şaşırtan grubun eski solisti “Onurr” (!) , Kaan Boşnak’ın “Yüzyüzeyken Konuşuruz”un abartılmış bir proje olduğunu belirtip dağıldığını Facebook üzerinden duyurması ve işin daha da komiği bir hafta sonra şaka yaptık dağılmıyoruz demeleri, Redd’in olaylı bir şekilde ayrıldıklarını Twitter üzerinden paylaşması, bunlar gibi daha birçok örnek ve tabii giderek artan arabesk soslu pop-rock, piyasayı cidden yok ediyor. Bu yıl Ekşi Sözlük’ün yazarlarının da değindiği üzere “Türkiye'de rock müziğin bitmesi” başlığı ise, aslında maalesef fiilen doğru sayılabilen bir yaklaşım. Böyle bir ortamda ise Athena’nın bu kadar cesur bir albüme imza atmış olması, “Altüst”ü her anlamda çok değerli bir konuma yerleştiriyor.