“Ama
biz devletimizi, devletin bütününe mümkün olduğu kadar büyük bir
mutluluk sağlamak için kuruyoruz, bir sınıf ötekinden çok mutlu olsun diye
değil.”
Bu sözlerin
sahibi olan Platon, milattan önce 380 yılında bile toplumsal adaletsizliğin ne
demek olduğunun farkında ve ona karşı bir tavır almamız gerektiğini söylüyor.
Biz ise o kadar yıl sonra bile gerçeği bütünüyle göremiyoruz: “Biz”in tanımında
ise belki kendi ülkemizi belki de dünyanın en güçlü ülkesini bile işin içine dahil edebiliriz. Bu tesadüfün ise tek bir sebebi var; çünkü Demogog, her yerde ve
her çağda Demogog’dur. Halkın duygularını ve ön yargılarını kullanarak
istediklerini elde edebilme sanatını icra ediyorlar. Sonucunda ise kaçınılmaz
olarak sınıf ayrılıkları ve ötekileştirmeye maruz kalınıyor.
“Şimdi,
diyorum ki, insan denen yaratığı eğitimle aydınlanmış ya da aydınlanmamış
olarak düşün.”
Platon’un Devlet’inin 7. bölümünün
girişinden alınan bu cümle, onun akıl hocası olan Sokrates tarafından söylenmiş.
Antik Çağ Felsefesi’nin kurucusu olan bu dahi filozof, çoğu toplumsal sorunun
temelinde aslında eğitimsizliğin yattığını daha milattan önce farkına varmış. MÖ
399 yılında ise Atina şehrinin tanrılarına inanmayarak gençlerin ahlakını
bozma gibi absürd bir sebeple suçlanan Sokrates, maalesef bu nedenle zehir
içtirilerek infaz edildi. Filozof, ne yazık ki gelecek nesillere yazılı bir
kaynak bırakamamış olsa da özellikle Platon’un eserleri başta olmak üzere
birçok kaynaktan dolaylı olsa da fikirlerine ulaşabilmek mümkün (Örn. Sokrates ve Üç Heykel).