chester bennington etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chester bennington etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2019




Daima Kalbimizde Hissedeceğimiz Eşsiz Şarkı

Linkin Park- Numb


Kaynak: Wannart





“Grup, albümlerini stüdyoya kaydetmeye girmeden sadece 1 hafta önce bu şarkı ortaya çıktı: Parça, giriş kısmındaki melodinin üzerine hızlı bir şekilde ve neredeyse hiç çaba harcanmadan yaratıldı.”

Meteora (2003) albümünün kitapçığını elinize aldığınızda, Numb hakkında yazılan şu ufak detayı okurken bu şarkının inanılmaz doğal bir eser olduğunu bir kez daha fark ediyorsunuz.

Linkin Park’ın 2000’li yılların başında tüm dünyayı etkisi altına alan ilk 2 albümü ve hatta anlamsızca çok eleştirilmiş 3. albümü, başarılarının sırrını bu doğallığın yarattığı hissiyata borçluydu. Onları dinleyen çoğu müziksever, şarkı sözlerinde ve grubun iki vokalistinin performanslarındaki o doğal duygusallığı hissedebiliyordu. Bu duygu yoğunluğunun yanında grup, teknolojiyle içli dışlı 6 kişi olmalarının da getirisiyle teknik altyapıların da üst düzey olduğu işler çıkarınca o dönem için adeta modern ikonlar olmuşlardı.

3 Eylül 2018






Mike Shinoda'dan Chester'ın İntiharı Sonrasında Yas Dolu Bir Albüm

Mike Shinoda- Post Traumatic

7/10






       
     Modern müziğin en değerli gruplarından biri olan Linkin Park’ın vokali Chester Bennington’ın 2017 Temmuz’unda 41 yaşında intihar etmesi, birçok müzikseveri derinden etkilemişti. Biz de sanatçının ölümsüz performanslarını şurada hatırlamıştık. Bennington’ın ailesinden sonra ise bu büyük kayıptan en çok etkilenen de şüphesiz onun grup arkadaşları oldu: Linkin Park’ın baş mimarı olan Mike Shinoda, yakın dostunun vefatından sonra haliyle bir süre kendine gelemedi. O yılın Ekim ayında Chester anısına “yaşamı kutlama” temalı şu konser düzenlenene kadar da ortalıklarda yoktu. Shinoda, grubuyla yayımladığı 7 stüdyo albümü ve onların arasına sıkıştırdığı Fort Minor isimli hip-hop projesinin muazzam The Rising Tied (2005) kaydı sonrasında yeni adımını ise kendi başına atmaya karar verdi. 2018’e Post Traumatic EP isimli 3 şarkılık bir matem çalışması ile giren sanatçı, Haziran ayında da (kendi adında olan) ilk solo albümünü yayımladı: Post Traumatic.


            Mike Shinoda’nın Chester’ın intiharı sonrasındaki bu dönemde ortaya çıkardığı eserler, kaydın adından da anlaşılacağı üzere bir nevi Travma Sonrası Stres Bozukluğu ürünleri. Sanatçının bu ilk solo albümdeki en önemli başarısı ise söz konusu travma sonrası hissettiklerini dinleyiciye doğrudan ve samimiyetle aktarabilmesi. Daha net bir şekilde ifade etmemiz gerekirse, şarkı sözlerinin birçoğunun bize üstü kapalı bir anlatımla ya da betimlemelerle sunulmaması, Shinoda’yı daha kolay anlamamızı sağlıyor. Bunun dışında, son Linkin Park albümlerinde de gördüğümüz üzere sanatçının rapper / gitarist / piyanist kişiliklerinin yanına bir de şarkıcılığı eklemesine yavaş yavaş alışmıştık. Bu albümde ise Shinoda, çoğu parçada (biraz da Auto-tune’un sayesinde) şarkı söyleme yeteneğini geliştirmiş gözüküyor. Üstelik bir de albümün sonlarında birçok sağlam hip-hop eseri de bulunuyor.


            Albümün olumlu yönlerine rağmen, kayıtsız kalınamayacak birçok sıkıntısı da mevcut: Öncelikle, şarkı sayısı gerçekten çok fazla. 16 şarkılık bir albüm yapmak için uzun bir süreliğine çalışılması gerekli. Bunu en iyi bilenlerden biri de aslında yine Shinoda’nın kendisi; daha önce 16 şarkılık bir güzellik yaratmış (Bkz. The Rising Tied). Halbuki bu eserin büyük bir bölümü, Chester’ın ölümünden sonra yaratıldığı için özetle şunu söyleyebiliriz: Biraz aceleye gelmiş bir albüm bu. Albümün prodüksiyonu ve altyapıları da bu anlamda biraz basitçe işlenmiş. Linkin Park’ın Chester’lı son albümünde gördüğümüz o yavan ve basit pop altyapıları burada da mevcut. Özetle, 16 yerine 8-9 parça içeren ve özen açısından daha doyurucu bir kayıt kesinlikle ortaya çıkarılabilirdi.


            Ne olursa olsun hissiyatı sonuna kadar hissedebildiğiniz bir albüm bu. Şarkı yazarlığının yanı sıra enstrümanların ve düzenlemelerin çoğunun Shinoda tarafından yapılması da eseri fazlasıyla kişiselleştiriyor. Hatta buradan çıkan birçok müzik klibini bile sanatçının kendisi çekmiş. Albüm kapağındaki kendi çizimi ve imzası da aslında bu albümün onun için ne kadar özel olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Ufak bir detay daha verelim: Post Traumatic EP’nin kapağının karanlık olması ve Post Traumatic albümünün kapağının ise hafif renkli olması bizlere kapakların içerdiği şarkıların duyguları açısından da bir fikir veriyor.


            Sanatçının Sway Calloway’e verdiği şu röportaj videosunda da ifade ettiği gibi, ilk EP’de de olan ilk 3 parça, Chester’ın ölümünün hemen ertesinde yazıldığından “karanlık” işler: Place to Start, Over Again ve Watching As I Fall, intiharın sonrasındaki Mike’ı anlatıyor. Özellikle nakaratıyla gerçekten de akıllara kazınan Over Again, şu sözleriyle de şarkının Chester anısına yapılan konserden ilham alınarak yazıldığını hatırlatıyor: “We said we ought to play a show in honor of our friend. Well now that show's finally here, it's tonight. Supposed to go to the bowl, get on stage, dim the lights. With our friends and our family, in his name, celebrate”.

            Bu parçaların ardından gelen Nothing Makes Sense Anymore, isminden de anlaşılacağı üzere dinleyiciyi hüznüyle yakalayan sözlere sahip: “My inside’s out, my left is right. My upside’s down, my black is white. I hold my breath, and close my eyes. And wait for dawn, but there’s no light.” sözlerinin sürekli tekrarlanmasıyla Shinoda, dinleyiciyi samimiyetle avucunun içine alıyor. Albümün en anlamlı eserlerinden biri bu. Bu şarkıdan sonra ise albüm, birçok farklı tarzda ve nispeten daha “aydınlık” işlere kapısını açıyor. Tıpkı, Shinoda’nın daha önce değindiğimiz Sway röportajında da değindiği üzere, Meksikalıların Dia De Los Muertos bayramından etkilenip daha pozitif bir bakış açısına da girebilmeyi başardığını da görüyoruz. Ayrıca orada bahsettiği üzere de bu albümün yapım süreci, ona Chester’ın intiharını ve birçok olumsuz düşünceyi aşabilmesine yardımcı olmuş. Albümün ortalarında dikkat çeken eserlerden ise Promises I Can’t Keep, şu Jimmy Fallon videosunda The Roots’un eşlik ettiği single Crossing A Line, klibinde çorap kuklalarını izlediğimiz Ghosts ve albüme tatlı bir kapanış yapan Can’t Hear You Now, öne çıkan pop tarzı eserler oluyorlar.


            Son olarak, keşke demek istiyoruz; çünkü keşke Mike Shinoda bu albümü kendi adında değil de ikinci bir Fort Minor eseri olarak çıkarsaymış. Nedeni de çok basit: Özellikle K.Flay’in vokallerinde olduğu Make It Up As I Go olsun, Deftones’un ortalarda gözükmeyen lideri Chino Moreno’nun ve Machine Gun Kelly’nin eşlik ettiği naif parça Lift Off olsun, Shinoda’nın etkileyici flow’larını tekrar hatırladığımız Running From My Shadow olsun birçok hip-hop temelli şarkı, albüme adeta seviye atlatıyor. IOU isimli Gangsta Rap beat’lerini andıran altyapılara sahip ve Shinoda’nın oldukça agresif bir ruh haliyle rap yaptığı şarkı ise sanatçının Fort Minor’la birçok hit çıkarmış hip-hop dönemini özletmiyor değil. Hatta hitleri bırakalım, mesela orada bir Kenji örneğimiz bile var. Bunların yanında, tabii ki esas “keşke” dememiz gereken yer ise Chester’ın ölümü: O, keşke bu kadar erken ölmeseydi de böyle bir albümün yapılmasına ihtiyaç bile kalmasaydı. Ancak, bu yas dolu şarkı sözlerini de aslında bu iş için en doğru ismin kaleminden dinliyoruz; Shinoda’nın kaleminden!

Kaynak: 1.

8 Aralık 2017




Unutulmayacak 15 Chester Bennington Performansı 

Kaynak: Wannart




   
   
 
  Sadece bir müzisyenden öte, bir jenerasyonu resmen o eşsiz sesiyle büyüten ve etkileyen modern bir ikondu Chester Bennington. Geçtiğimiz yaz henüz 41 yaşında aramızdan ayrılmasıyla birlikte de aslında ölümsüzleşmiş oldu. Çoğumuz onunla yüz yüze tanışamasak da ya da aynı ortamda bulunamasak bile onu çok özleyeceğiz. Neden mi? Çünkü o ve Linkin Park aslında hep bizimleydi. Kronolojik sırasıyla kasetçalar, CD çalar, MP3 çalar ve Spotify’lar sayesinde hep kulaklarımızdaydı. Ayrıca araba teyplerinde, müzik setlerinde, bilgisayarlarda ve Youtube’dan önce TV’deki müzik kanallarında hep o vardı. 2009 yılında ise Rock’n Coke için ilk defa ülkemize geldiğinde de “aman ya nasıl olsa bir daha gelirler izleriz zaten” diyen ve festivale gitmeyen o kadar çok insan vardı ki. İşte o kişiler, 8 yıl önceki konserin ilk olduğu kadar aynı zamanda son olduğunu da geçtiğimiz 20 Temmuz günü öğrendi. İşte o gün, çoğu müzikseverin ve hatta bir jenerasyonun o haberi herhangi bir sosyal medyada gördükten sonra kalplerinden bir parça koptu. Linkin Park da kesinlikle aynı olamayacak. Grubun 6 kişi olmalarını temsilen altıgen olan logosu bile artık hep bir parça eksik olacak. Bunların ardından, 2009’da İstanbul’da ya da başka bir yerde onu canlı izleyebilen / izleyemeyen severleri için unutulmaz performanslarını sizler için derledik; çünkü buna eminiz ki o, unutulmayacak.


15) Listedeki tek cover olan Adele parçası Rolling in the Deep, Chester’ın sesinin gerçekten hangi noktalara ulaşabileceği noktasında çok etkileyici bir örnek.



14) Chester ile olan son albüm One More Light’ın çıkış parçası olan Heavy, orijinalindeki Kiiara düeti ve grup performansı yerine burada Sofia Karlberg’in eşliğinde akustik olarak daha doyurucu gibi.



13) Dördüncü albüm A Thousand Suns’ın son parçası olan ve grubun pek bilinmeyen eserlerinden The Messenger’da ise şarkıcının sesi tüyleri diken diken ediyor. Aynı zamanda ona ithafen yapılan anma konserinin de ilk ve son parçası.



12) Grubun en etkileyici performanslarından biri olan Rock Am Ring 2004’te ise “mohawk” saçıyla Chester, Meteora’nın sevilenlerinden From the Inside’ı içimize işliyor.



11) Yine Almanya’daki aynı festivalde grup, Meteora hiti Somewhere I Belong’un en başarılı performanslarından birini sunuyor.



10) 2015 yılındaki Monster Mash Festivali’nde ise grup, adeta Slipknot görünümlü bir Papercut deneyimi yaşatıyor.



9) Moskova’daki Kızıl Meydan’da Transformers filminin müziği New Divide ile grup, seyircilerin arasındaki Rus Ordusu gençlerini bile heyecanlandırıyor.



8) Aynı konserden What I’ve Done ile Chester, Minutes to Midnight albümünde çoğunlukla yaptığı gibi sesini U2’dan Bono’yu andıran bir şekilde bile kullanabildiğini de kanıtlıyor.



7) Grubun en sevilen parçalarından One Step Closer ve tabii “Shut Up When I’m Talking to You” bölümü ise burada genelde verilen konserlerin aksine ufak olan kapalı bir mekanda. Böyle bir ortamda bile Chester’ı izlemek aynı derecede etkileyici.



6) Animeleri andıran klibiyle akıllarımıza kazınan ve sadece Chester’ın vokal yaptığı ilk parçalardan olan Breaking the Habit ise burada gerçekten muazzam. Grup da bu Milton Keynes konserini daha sonra canlı albüm olarak yayımladı.



5) Ve geldik Linkin Park’ı zamanında Linkin Park yapmış konsere. Texas’ta Metallica’nın alt grubu olarak sahne alan ve performansıyla ağızları açık bırakan grup, bu performansıyla artık büyükler ligine girmişti. Daha sonra da hayranların hep en çok sevdiği canlı albüm olarak hatırlandı.



4) Unutulmaz Texas konserinden unutulmaz bir performans daha. Grubun belki de en iyi canlı işlerinden biri bu. Chester’ın terli gömleği bile her şeyi ifade ediyor. Müzikteki o ruhu hissedebiliyorsunuz.



3) Chester’ın aramızdan ayrılmasının öncesinde verdiği son konserlerden olan Rock Werchter Festivali’nde ise grubun klasiklerinden olan Crawling’in belki de en tüyleri diken diken eden performansı.



2) Grubun 2004 yılında Jay-Z ile ortaklaşa yayımladıkları Collision Course albümü, o dönemde modern müzikteki sınırları yerle bir etmişti. Esasen Numb’ın kendisi çok daha ayrı güzeldir. Ancak o dönem bizi televizyonlara kitleyen bu performans ve klip kesinlikle unutulmaz.



1) Ülkemizde Chester’ı izleyebildiğimiz ilk ve son konserdeki performans ile grubun en büyük hiti olarak ifade edilen In the End, hep bir ağızdan söyleniyor.



BONUS: 20 Temmuz’un ardından Chester anısına verilen konserin tamamı da burada. Özellikle Alanis Morissette ve Avenged Sevenfold’dan M. Shadows’un performansları izlenmeye değer. Onun dışında ise maalesef çoğu şarkıcı “haliyle” Chester’ı aratıyor. Parçalar arasında tatlı videolar da var. Ancak özellikle sonlara doğru Chester’ın olduğu son performans olan Birmingham konserinde kendisinin söylediği “yaşamı kutlama” konuşmasına göz atılmalı. Sonuç olarak her şey için teşekkürler ölümsüz adam, seni her zaman yaşatacağız; çünkü sesin her zaman ve her yerde bizimle.